Saturday, April 14, 2007

Filistin Şehirleri Arasındaki Uzaklıklar



Batı Şeria & Gazze Şeridi: Kudüs – Ramallah – El Halıl – Cenin –Erıha -Beytüllahim – Nablus–Tulkarim–Kalkilya– Gazze– Khan Yunus.

1948 şehirleri: Yafa – Hayfa – Akre – Nasıra – Bier Şev’a – Bisan – Safad – Lud – El-Ramlah – Aşdud



Kudüs

Kudüs



El Halil


34

El-Halil


Eriha


38

70

Eriha



Beytüllhim

13

24

47

Beytüllahim


Beit Sahour

14

26

49

1.5

Beit Sahour


Beit Jala

14

25

38

2

3

Beit Jala


Ramallah

19

54

37/31

30

32

31

Ramallah


Nablus

67

101

70

77

79

78

50

Nablus


Cenin

112

143

109

122

124

123

93

43

Cenin


Tulkarim

99

134

99

111

113

112

80

29

52

Tulkarim


Kalkilya


102

146

102

122

124

123

84

32

63

34

Kalkilya


Gazze

97

95

135

118

120

119

101

149

192

179

183

Gazze


Rafah

128

125

166

148

150

149

130

180

223

210

214

30

Rafah


Khan Yunus

120

116

158

139

141

140

122

172

215

202

206

21

7

Khan Yunus


Deir El Ballah

112

107

150

130

132

131

114

164

207

194

198

12

17

9

Deir El Ballah


Friday, April 13, 2007

Filistin Şehirlerini Tanıyalım 1 :Nablus


Nablus şehri, Cerzim (Jarzim) Dağı (880m) ile karşısındaki İbel (Ebal) Dağı (940m) arasında genişliği 1 kilometreden az, dar bir geçit içinde uzanır. Ramallah’tan Nablus’a uzanan ovadan geçen yol doğudan batıya uzanan bu geçide ulaşmadan önce sanayi bölgesini ve Balata Mülteci Kampını keser. Nablus (Yahudilerin verdiği isimle Şehem) kentinin eski şehir merkezi ilk olarak, şimdilerde Balata Mülteci Kampı olan bir pınarın çevresinde gelişmeye başladı.


Şehem, milattan önce ikinci yüzyılda Jon Harkanyus’un ordusu tarafından yakılıp yıkıldı. Milattan sonra 70 yılında Roma imparatoru Titus bu antik şehri tamamen yok ederek, milattan sonra 79 yılında yerine geçtiği babası, imparator Flavyus Vespasianus’un şerefine Cerzim Dağı eteklerinde Flavia Neapolis adını verdiği bir yerleşim bölgesi kurdu (Latince “yeni şehir” anlamına gelen neapolis, başka dillerdeki söylenişiyle değişime uğrayan Nablus’a benzer biçimde, Napoli şehrine de isim vermiştir). Flavia Neapolis gittikçe gelişerek; forum, amfi-tiyatro, hipodrom ve iki yanında sütunların sıralandığı, taşla döşenmiş yollarıyla tipik bir Roma şehri görünümünü kazandı. Daha sonra şehrin etrafı bir surla çevrildi.


Roma işgalinin ilk kurbanları arasında olan Samaryalıların bir direnişi olmadan, bölgede Yunan-Roma dini inanış ve ayinleri yayıldı. Dördüncü yüzyılda Hıristiyanlığın sonraki yayılışı ve resmi din olarak tanınması Samarya toplumunu ölümcül bir lanet gibi vurdu. 636 yılında Nablus, Arap orduları tarafından fethedildi ve hızlı bir İslamlaşma süreci ile Arap hakimiyeti altına girdi. Daha çok eski Samarya ve Roma tapınaklarının bulunduğu yerlere kurulmuş olan Hıristiyan ibadet yerleri birer birer cami ve mescitlere dönüştürüldü. Nablus, Arap coğrafyacı El-Mukaddesi’nin (10. yy) adını taktığı ve bugüne kadar gururla taşıdığı bir ünvan olan “Küçük Şam” lakabını alacak kadar, Emevi başkenti Şam’ı örnek alarak gelişti.


XI. yüzyılda Nablus Abbasiler ile Fatımiler arasında geçen iktidar mücadelelerinin merkezi oldu. Bu çekişmeler, bölgeyi haçlıların işgaline açık hale getirdi. III Baldwin’in annesi, Kudüs kraliçesi Melisende, kral naipliği sona erdikten sonra Nablus’u elinde tuttu ve 1152 yılından 1161 yılına kadar orada hüküm sürdü. 1187 yılında Salahaddin Eyyubi şehri geri aldı. Sonraki yüzyılda şehir, Memluklar döneminde yeniden refaha kavuşmasından önce, 1202 yılında meydana gelen deprem, 1260 yılında Moğolların işgali ve 1280 yılında Bedevilerin yağmalaması ile birkaç felaketi ard arda yaşadı. Sabun, pamuklu kumaş üretimi ve hamur işi tatlılarıyla tüm Arap dünyasında şöhret kazandı.

XIX. yüzyılın sonunda Nablus, 1909 ile 1914 arasında Türk milliyetçilik hareketi, Siyonist göçü ve İngiliz sömürgeciliği ile karşı karşıya gelen Arap milliyetçiliği hareketinin siyasi arenası oldu. Filistin ulusal hareketi (1936) ayaklanması sırasında, bir Filistin Ulusal Heyeti bile oluşturan ilk şehirdi. Sömürgeciliğe ve işgale karşı yenilikçi konumu ona Cebelün-Nur (Nur Dağı) ismini kazandırdı. 1963 yılı yazında, Filistin özgürlük hareketleri ile Nablus’ta “Filistin Cumhuriyeti” dahi ilan edildi. Bu durumun, Kral Hüseyin’e bağlı Ürdünlü yetkililerce şehrin daha sıkı denetim altına alınmasına yol açtığını söylemeye gerek yoktur.

Sonradan gelen İsrail işgali, baskının yeni biçimlerini de beraberinde getirdi. Birçok Filistinli siyasi lider suikast girişimlerinin kurbanı oldu. 1980 yılında Nablus’un seçimle gelen belediye başkanı Bessam Şaka’a, arabasına yerleştirilen bombanın patlamasıyla iki bacağını birden kaybetti. Saldırıdan sağ kurtulan Şaka’a İsrailli yetkililer tarafından görevinden uzaklaştırılarak ev hapsine alındı. 1995 yılında Nablus özerk bir Filistin şehri oldu (A Bölgesi), ancak Yahudi yerleşimciler tarafından etrafı tamamen sarıldı. Birçok küçük üreticinin (başlıca mobilya ve inşaat malzemesi) bulunduğu şehrin ekonomik durumu, İsrail’in dışarıya mal satışı ve İsrail pazarına bağımlı olma konusunda getirdiği kısıtlamalarla felce uğradı.

Filistinlilerin, güçlü direnişini ima ederek “Nur Dağı” adını verdikleri şehre, İsrailli yetkililer, El-Aksa İntifadası’nın patlak vermesinden (1987) bu yana “terörizmin başkenti” adını taktılar ve İntifada’nın başlamasından beri defalarca bombaladıkları şehri acımasızca kuşatma altında tuttular. Nisan 2002’de İsrail ordusunun şehir merkezine girişinden sonra, çevredeki yedi adet kontrol noktası ile zaten sıkı bir kuşatma altında tutulan halk, Temmuz ayından Ekim ayının ortasına kadar neredeyse sürekli bir sokağa çıkma yasağı ile karşı karşıya bırakıldı. Daha sonra sokağa çıkma yasağı 79 saatliğine, üç günden biraz fazla bir süre için kaldırıldı.

GEZİLECEK YERLER



Belediye Turizm Bürosu
Rehberli gezi turları düzenlenir (Cuma günleri hariç, hergün 8:00-16:00 arası açıktır; Fransızca, İngilizce, Almanca veya İtalyanca olmak üzere iki saatlik bir rehberli gezi turu 200 NIS’tır). Büro kapalı olduğunda Nablus Belediyesi ile görüşünüz (09- 237 9313).

  • Kasaba – Tarihi Eski Şehir

  • El-Kebir Camii – Büyük Cami

  • Şeyh Bedreddin Türbesi

  • Şifa Hamamı (Hamam eş-Şifa)
Nâsır Caddesi üzerinde, Salı ve Pazar günleri hariç erkeklere hergün saat 8:00-24:00 arası; saat 8:00-17:00 arası kadınlara ve 17:00-24:00 arası erkeklere açıktır. Banyo 18 NIS, masaj 10 NIS ve deve tüyü fırça ile banyo 10 NIS’tır. Bu hamam 1624 yılında (Osmanlı dönemi) Tukan ailesi tarafından yaptırılmıştır. İstek üzere musiki (klasik Arap repertuarı) icra edilir (tel: 09 -238 1176: toplam ücret 700 NIS).

El-Hâna (Sümera) Hamamı - (Hamam al-Hana)

Jadet al-Yasmina Caddesi üzerinde, Salı günleri hariç erkeklere hergün saat 6:00-23:00 arası; saat 8:00-17:00 arası kadınlara açıktır. Banyo 20 NIS, masaj 10 NIS ve deve tüyü fırça ile banyo 5 NIS’tır. Bu hamam antik geçmişi ile övünür. 1928 yılından beri kapalı olmasına rağmen 1995 yılında yeniden hizmete açılmıştır.

Tukan Sabun Fabrikası: Şehitler Caddesi köşesinde

Bader Sabun Fabrikası: Nâsır Caddesi, 20 Numara, Nâsır Camii’nin karşısı

Roma Amfi-tiyatrosu: Giriş ücretsizdir; demir kapının solundaki küçük atölyenin sahibinden anahtarları isteyiniz.

Hipodrom – At ve savaş arabaları yarışlarının yapıldığı meydan: Batı ucu dahil bazı kısımları kazı ile ortaya çıkarılmıştır. Bir parçası, burayı Şehitler Meydanına bağlayan dar sokak boyunca uzanır.


Nablus, dünyada Künefe'nin merkezi olarak kabul edilmektedir.


Nablus şehrinde birçok Osmanlı eseri ve Türk hamamı görülebilir.


Şehirde hala Türk soyadı taşıyan aileler Osmanlı döneminden kalma evlerinde yaşamaktadır.

NABLUS BÖLGESİNDEKİ DİĞER YERLER

Balata Mülteci Kampı: UNRWA temsilcisi, Taysir Davud, tel:09-238 8038.

Askar Mülteci Kampı: Sosyal Gelişim Merkezi Müdürü, Amjad Rfaie, amjadrfaie@yahoo.co.uk ve visitnablus.org

Hz. Yakub Kuyusu: Balat Kampı girişindedir. Pazartesi’den Cumartesi’ye 8:00-12:00 ile 14:00-17:00 arası açıktır. Giriş ücretsizdir. Bağış kabul edilir.

Hz.Yusuf Türbesi: Hz. Yakub kuyusunun kuzeyindedir.

Tel Balata (Şehem) ve Kalıntıları: Balata Mülteci Kampının içinde, giriş ücretsizdir.

Cerzim Dağı: Muhteşem bir manzaraya sahip olan bu yöreye özel bir taksi ile yolculuk 20 ile 25 NIS arası ücrete tabidir. Samaryalılar Müzesi köy merkezindedir.

Tel al-Far’a: Ürdün Vadisi yönünde Nablus’tan 12 kilometre uzaklıkta, al-Far’a Mülteci Kampının yanında bulunmaktadır.

GÖRÜŞÜLECEK KİŞİ ve KURUMLAR

Bessam Şaka’a
Nablus’un eski belediye başkanı olan Bessam Şaka’a, bilgi ve deneyimini paylaşacak her kişi ve grup ile görüşmekten mutluluk duyar (tel: 09-238 4605).

An-Najah Üniversitesi
Halkla İlişkiler Bölümü, tel: 09-238 1113/7, www.najah.edu. Üniversite yaz dönemi ve akademik yıl boyunca yoğun Arapça dil kursları eğitimi verir. Bu kurslar pahalı değildir ve dil öğrenimi için uygun bir ortam sağlar. Yabancı öğrenciler için şehirde pansiyonlar mevcuttur.

Filistin Mülteci Haklarını Savunma Komitesi ve Yafa Kültür Merkezi
Her iki kuruluş da Hz. Yakub Kuyusu yakınında, Balata Mülteci Kampındaki binanın aynı katında bulunmaktadır. Tel: 09-232 4930. yafacult@hally.net. Kamp gezileri düzenlenebilir.

Kadın Faaliyetleri Merkezi
Balata Mülteci Kampında, Filistin Mülteci Haklarını Savunma Komitesinin karşısında bulunmaktadır. Tel:09-2324052.

Nablus ile ilgili daha detaylı bilgi için:

http://en.wikipedia.org/wiki/Nablus

http://www.nablus.org/

http://www.najah.edu/

http://wikitravel.org/en/Nablus

http://electronicintifada.net/cgi-bin/artman/exec/view.cgi/11/3807

http://www.nablusculture.ps/


Yakında: Nablus'ta işgal ve direniş, kültür, giyim, yemekler.

Not: 3 NIS = 1 YTL, güncel kur için www.xe.com/ucc adresini ziyaret edebilirsiniz.

Kaynak: http://www.patg.org/index.php?page=more_about_palestine.palestinian_cities.nablus
Çeviren: Ahmet Olcay
Eskişehir Anadolu Üniversitesi, İşletme Bölümü Öğrencisi

Tuesday, April 10, 2007

Summer Camp in Bethlehem (3-9 July, 2007)



Greetings!

Youth Development and Voluntary Work Association invites you to take part in organizing its first annual international summers' Camps for youth and universities students ages 18 and up.

The camp will take place in Bethlehem.



At Bethlehem the camp will last for one week starting from the 3rd till the 9th of July 2007. Bethlehem is a city known for its rich colonial and industrial history. Today Bethlehem is experiencing an economic and cultural renaissance promising a future as bright as the city's past.

Deadline is 31-5-2007

Youth Development and Voluntary Work Association has secured affordable and very attractive facilities to ensure a safe environment for a wide range of activities.


The aim of these summer camp is to enable the youth from exchanging their experiences, hobbies, innovations and cultures. It will strengthen the relation between the Palestinian Youth and the International youth and open their minds to others from other countries.


Activists, artists, students and community centers are encouraged to submit for this Camp, and to submit for its workshop proposals, cultural exhibition and organize delegations from their campuses. But they are requested to pay camps fees $350 for each participants for all the summer camp activities. (The fees can be paid with the arrival of participants and it covers all their expenses while staying at the camp including hotels, food and transportations.)

Program areas and activities include:

* educational and political workshops.
* Dabke & other cultural experiences.
* Sports & art competitions.
* Youth challenges.

* Work days.
* Spoken word.
* Art and cultural exhibits.


Please contact us to submit workshop proposals or to organize a delegation from your campus.

We look forward to hearing from you.

Youth Development and Voluntary Work Center Office
Youth Development and Voluntary Work Center (YDVWC)

for more information

Email: info@ydvwa.org.ps
Tel: 00970 598 108904

Sunday, April 1, 2007

An Najah Üniversitesi Yaz Kampı (2-20 Haziran 2007)

Announcing

International Summer Work Camp in Palestine

[2nd – 20th of June 2007]

At Zajel Youth Exchange Program

Public Relations Department

An-Najah National University

Nablus-Palestine

“Step in the Right Direction"

“Recognizing that the child, for the full and harmonious development of his or her personality, should grow up in a family environment, in an atmosphere of happiness, love and understanding”

UN Convention on the Rights of the Child

An-Najah National University is pleased to invite youth and adults up to 35, to take part in the Step in the right directionsummer work camp. This project has been designed to provide international students and professionals the opportunity to meet and discuss the Middle East conflict, share ideas, enhance practical skills, foster relationships, and give assistance to members of the Palestinian community.

The international summer work camp, Step in the right direction, will bring together 25 young people from around the world who are interested in helping create a better world. We are specifically targeting people who are working with organizations led by young people that address humanitarian issues and social justice. We strongly encourage highly motivated and serious young men and women to apply.

Zajel is a youth exchange programme that was established by An-Najah in 2001. Step in the right direction is one of Zajel's promising projects and will offer the opportunity for international volunteers to work with, and provide support for Palestinian refugee children, and to experience life in one of the Palestinian refugee camps, which unfortunately are home to many people in Palestine.

Zajel International Voluntary Work Camp

The work camp will be a challenging three weeks. The participants will have the chance to discuss relevant issues in the world and particularly Palestine. They will visit historically significant sites and refugee camps, and create a positive and real impact in our community through a variety of activities related to Social Youth Development. Living and working together in Nablus, the participants will gain a better understanding of themselves, Palestinian social/political questions, the world around them and the continuing Palestinian struggle for freedom.

The work camp will be a place where people of all races, ideologies, and nationalities live and work together on a project organized by a local host for around three weeks. The work camp will consist of 25 participants, who volunteer, socialize and work with the local people. The international summer work camp is run by young people for young people.

The program consists of:

Voluntary Work:

There are a number of different forms of work that volunteers can participate in, which will be based in of the the 3 refugee camps in the city of Nablus. The work program has been designed to best suit the needs of the people (Kids) living in such hard places, as well as to effectively utilise the talents we anticipate volunteers will bring from abroad. The work will be divided into the following sections:

Counselling and Psychological Support:

The Counselling and Psychological Support Program organizes sessions for both groups and individuals to provide support and counselling for the refugee community. The occupation and the frequent military invasions into the camp have caused tremendous psychological damage, especially for young children. Step in the right direction will assist this program in a number of ways, performing roles that do not require specialist training. This will include organizing and supervising educational and recreational activities for children to help them relax. It is of fundamental importance to give the children some time to act, think, play and feel like children should. Any recommended activity that might be useful in this regard is more than welcomed. We hope the international volunteers will initiate and conduct new methods that will assist the local volunteers in running this project.

Providing assistance in counseling and psychological support is one of the most important aspects of the work camp and a great deal of attention has been put into this area. Although volunteers will have a professional working with them all the time, they must nevertheless be prepared. This part of the work camp promotes self-confidence and psychological release whereby group activities and games involving cooperation, music and drawing are often used to achieve this. International volunteers often find these activities the most enjoyable.

Sports:

We encourage some of the more athletic volunteers to help supervise sporting activities at the camp for children aged 10 – 12 years old. Normally the children play games such as football, volleyball and martial arts. International volunteers will help in organizing matches and also directly participate. What more can we say, sport is what kids love and often do best. Games can vary from football which is very popular, to rope jumping or even tug-o-war. For this part of the work camp don't worry about supplies. Just pack up your gym shoes, cap and hope you'll keep up.

Music:

This program was started in 2002 and is supervised by local volunteers who also give music lessons. International volunteers can work with children playing simple instruments, singing songs and listening to music. This is an opportunity for Children to learn songs both in Arabic and other languages. Also Volunteers could teach the kids their traditional dance, and the volunteers themselves would pick up some new Palestinian dance moves on the way!

Arts:

A number of workshops have been organized to allow children to develop their creative talents through art. The arts program involves teaching kids how to make art objects out of common items like bottles, rocks and plastic glasses. Other activities run by volunteers have included face painting, drawing, painting on rocks, sculpture, hand prints and lots more.

The idea behind this project is to let kids have fun and be creative. Galleries were organized to encourage the children to exhibit their work. International volunteers will work alongside the local volunteers to prepare the galleries for the end of the work camp.

Drama:

Started in 2003, the drama workshop has been shown to be an effective tool for encouraging self-expression and psychological release in which the supervisors help the children explore their creativity and interests.

Drama helps build self-confidence and develops children’s communication to better enable them to interact with their social environment. It provides them with a greater feeling of personal security, reveals a variety of talents and makes them more creative in their everyday life. International volunteers are encouraged to share their skills in the production of plays with local young boys and girls. Bring with you short stories that could be performed as plays, and that can be understood by people who have limited English.

Working with the Disabled:

Working with disabled kids and organizing activities for them is one of the most vital programmes for children who are in need of special consideration and treatment. International volunteers can participate in painting, dancing, playing instruments and encouraging kids to smile. Any suggestions for games are welcomed.

Murals:

We will have a special corner dedicated to creating murals and wall paintings in order to revitalize the city, which has become dominated by destruction and an atmosphere of death after six years of conflict. For each of the last three years, we have created a new mural which is totally the creation of the international volunteers ideas and their brainstorming. Kids often help and come up with many good ideas that are often added to the “masterpiece,” the mural brings joy to the kids and takes their minds off the current situation that surrounds them. These murals are the result of team work and two things are certain when it comes to murals, they never end up the way they were originally intended and you always end up with a very colorful shirt!

Cultural Activities

The study part of the work camp takes the form of study tours and other cultural activities. The workshops are closely related to the interests and needs of the local youth. There are lectures on history, religion, gender roles, refugees, and youth itself, which provide an insight into different cultures. To create interaction amongst peers, the workshops include role-play and other similar activities. International volunteers will visit local community associations for women and youth, cultural clubs and forums as well as share activities with them.

During the weekends the activities of the work camp will focus on cultural matters. The group will visit places of historical interest in the Nablus area. The volunteers and the locals will prepare for these activities during the work camp.

Entertainment

Daily entertainment activities are important for the recreation of the volunteers. These are important because they help the volunteers to relax and prepare for the following days work. Also, Palestine is more than just a conflict zone, and it is important for the volunteers to see the beautiful and fun sides of Palestinian culture. The entertainment varies from night to night. It will include visits to coffee shops, the Turkish bath, oriental nights, visits to local families, and games. Your ideas are welcome!!

Goals:

1. International and Local Understanding - To develop awareness of issues and problems facing the Palestinian youth, and to enlarge and clarify their perspective of themselves as active participants in Palestinian history and culture.

2. Solidarity – Local Palestinians are in serious need to be encouraged and cheered up by the international volunteers who will come and take part in shaping the present and the promising future.

3. Cultural Understanding – To develop individuals with a broader comprehension of the differences amongst cultures and to empower them to accept and deal with diverse opinions, customs and religions.

4. Social Development – To impact our local community in its most diverse spheres such as education, health, and peace promotion.

Date:

[2nd – 20th of June 2007]

Fee: US$ 200

The fee includes:

· Food & Accommodation

· Local transportation

· Administrative cost

Vision

The vision of Step in the right direction is to help improve the lives of children in the Askar refugee camp by organizing and supervising activities that are both educational and recreational. This is especially important during the summer months when they are not in school, and have little to do and have no other outlets for their time and energy. We try to provide as many positive options as we can in a very negative situation.

Zajel

Zajel Youth Exchange Program (Zajel means "dove") is an official educational program at the Public Relations Department of An-Najah National University in Nablus, Palestine

An-Najah National University is one of the universities in Palestine, founded in 1977. Students come from different regions of Palestine, in search of knowledge and education. Furthermore, the university focuses on the active and responsible participation of the students in community life. All students are strongly encouraged to perform volunteer work for the university or for the community.

Zajel Youth Exchange Program offers the opportunity for local students to participate in work camps and other international exchanges in order to experience intercultural dialogue.

The idea behind it is to provide youth from around the globe an opportunity to interact and learn from Palestinian society, creating a concrete impact. Bringing people together through work camps or study tours in a region of constant fighting and tension, Zajel Youth Exchange Program aims to create a dynamic learning environment for cultural understanding, experience sharing and partnership, striving to promote mutual understanding and respect among people. This program intends to establish a wide network of young people willing to make a difference and truly act as democratic leaders of change in Palestinian society.

The number of participants desired is about 20 international and 10 local volunteers. We intend to have a gender-balanced work camp. One well trained local volunteer will take the responsibility of leading the work camp.

Don’t hesitate to contact us for the info sheet and the application form.

Sincerely yours,
Alaa Yousef
Zajel Youth Exchange Program
Public Relations Department
An-Najah National University
Nablus, Palestine

www.youth.zajel.org

http://youth.zajel.org/summer_camps/workcamps.htm

Placement@najah.edu
www.najah.edu

Saturday, March 31, 2007

Filistin'de görülecek yerlerle ilgili bir klip

Bahadır Dinçer'e teşekkürler...

Friday, March 30, 2007

Bir Zeit Üniversitesi Yaz Kampı (26 Temmuz- 7 Ağustos 2007)

*Pek yakında Türkçe çevirisi siteye eklenecektir.


International Summer Work Camp

Birzeit University is proud to announce the convening of its annual International Summer Work Camp for 2007.

July 26, 2007 - August 7, 2007

Each year, since 1981, Birzeit University has organized this two-week long camp which gives international students an opportunity to work side by side with Palestinian students on community-oriented volunteer projects in schools, municipalities, civil society organizations. Participants get a chance to visit a number of areas in the West Bank and Gaza Strip and participate in cultural and social events as well.

This year’s camp will include voluntary work, visits to Palestinian villages, cities, and refugee camps, opportunities to meet with Palestinian families, political and community leaders, and academics and Palestinian university students to promote the cultural exchange and sharing of information and experiences.

The general schedule of activities is below. A detailed program will be available at least two weeks prior to the start of the Work Camp.

You may apply on-line by filling-out the Application Form .

For more information … please contact:

Ghada El-Omare

Community Work Program Coordinator

Student Affairs Office

Tel/Fax: + 972 2 298 2086

E-mail:gomare@birzeit.edu

We are looking forward to welcoming you at Birzeit.

GENERAL SCHEDULE

The 2007 International Summer Work Camp at Birzeit University will include:

    1. Volunteer Work includes planting, clean-up, and construction as per the needs of the designated communities.
    2. Visits to many Palestinian Cities, Villages and Refugee Camps.
    3. Lectures and meetings with Palestinian political and community leaders
    4. Visits to governmental and non-governmental organizations
    5. Cultural activities including films, dance and music performances.
    6. Camp Fire Evening – A series of evening activities at the University camp site including lectures on different aspects of Palestinian life and culture.

REGISTRATION FEES

$200 / participant, which is inclusive of accommodations, food and travel expenses within the West Bank. Special activities may entail additional costs. The amount will be collected upon your arrival to the Camp site.

CAMP LOCATION AND ADDITIONAL INFORMATION

Most of the camp will be held in a specially situated out door space on the Birzeit University Campus. Participants will sleep in tents on the camp site and are requested to bring their own sleeping bags. Alternative sleeping arrangements within various cities may be made depending on travel time.

Birzeit University is located within walking distance (10-15 minutes) of the town of Birzeit which offers a number of small restaurants, stores, and other useful facilities. It is also where a number of Birzeit University students reside.

The Camp will arrange for three meals a day depending on the day’s schedule. When the camp participants are staying at the camp-site, food will be prepared jointly by the participants.

Be aware that the temperature during the day can be very high; while the nights may be very cold so be sure to bring appropriate clothing.

All of the participants are expected to assist with cleaning and maintaining the camp site. In addition, all participants are expected to respect the general rules of conduct within Birzeit University and within the various communities that will be visited.

Filistin Hakkında: Kimlik Bilgileri, Coğrafi Konum, Sosyal Yapı, Ekonomık Durum, Dini Durum, Eğitim

Kimlik Bilgileri

Resmi adı: Filistin Ulusal Otoritesi (Filistin Özerk Yönetimi)
Başkent: Kudüs
Nüfusu: 3.512.062 (Batı Şeria 2.237.194 Gazze 1.274.868).
Yüzölçümü: 10.435 km2 (1948 öncesi İngiliz işgali döneminde Filistin topraklarının toplam yüzölçümü 27.000 km2’dir.)
Önemli Şehirleri: Kudüs, Ramallah, Nablus, Beytüllahim, El Halil, Cenin, Refah.
Din: %85 Müslüman, %5 Hıristiyan, %10 Yahudi.
Dil: Arapça, İbranice.

Coğrafi Konum


10.435 km2’lik yüzölçümüne sahip olan Filistin, Akdeniz’in doğusunda, Ürdün’ün batısında ve Lübnan’ın güneyinde yer almaktadır. En önemli akarsuları Şeria nehri olarak da adlandırılan Ürdün nehri ile Yermük nehridir. İsrail işgali altındaki Filistin topraklarıyla Ürdün toprakları arasında sınır oluşturan Ürdün ırmağının doğusu Doğu Yaka, batısı Batı Yaka (Batı Şeria) olarak adlandırılır. Her iki yaka da tarıma elverişli düzlüklerden oluşmaktadır. Ürdün ırmağı, batısı işgal altında, doğusu Ürdün'ün elinde olan Lut gölüne akar. Ölü Deniz olarak da adlandırılan Lut Gölü tuz ve fosfat bakımından zengindir.

Sosyal Yapı ve Filistin Kimliği

Batı Şeria ve Gazze bölgelerinden oluşan Filistin’de sosyal yapı birbirinden kısmen farklıdır. Batı Şeria’da toplumun etnik olarak %83’ünü Filistinli Araplar oluştururken, geri kalan %17’lik oranı Yahudi nüfus teşkil etmektedir. Dini açıdan nüfusun %75’i Müslüman, %17’si Yahudi ve %8’i de Hıristiyan ve diğer din mensuplarından oluşmaktadır. Dil açısından bakıldığında ise, etnik yapıya uygun olarak Filistinli Arapların tamamına yakını Arapça, Yahudiler İbranice ve İngilizce konuşmaktadır.

Yahudi işgalinden kısmen korunmuş olan Gazze Şeridi’nde ise nüfusun % 99.4’ünü Araplar, % 0.6’sını ise Yahudiler oluşturmaktadır. Bölgede yaşayan halkın %98.7’si Müslüman, %0.7’si Hıristiyan ve %0.6’sı ise Yahudi’dir.

Ekonomik Durum

1948 öncesi Filistin topraklarında ekonomik dengeler büyük oranda Filistinliler lehine bir görünüm arz ediyordu. Bu tarihte bölgede tarımsal üretimde kullanılan özel mülkiyet oranlarına göre, Filistinli Arapların sahip olduğu tarımsal alan 24.670.000 dönümü bulurken, Yahudilerin sahip olduğu tarımsal üretim alanı ise sadece 1.514.000 dönüm idi. Yahudilerin ekonomik refahı ile Filistinli Araplarınki arasındaki fark karşılaştırılamayacak kadar büyüktü. Endüstriyel açıdan bakıldığında da, İngiliz sömürge yönetiminin işgalinin başlarında yapılan bir istatistik, 1927 yılında Filistin’de 1236 endüstriyel yatırımın bulunduğunu, üretim tesislerinin %75’inin Filistinlilere (925 adet), buna karşın sadece %24’ünün Yahudilere (300 adet) ait olduğunu göstermekteydi. Yahudi göçleri ve buna bağlı olarak uluslararası Siyonist örgütlerin ekonomik yardımları ile bu denge zaman içinde tersine döndüğü halde uzun yıllar, Filistin’deki ekonomik varlıklar Filistinlilere ait olarak kalmıştır. Ancak İsrail’in kurulmasından sonra Filistin topraklarının %80’indeki tesisler Yahudilerin eline geçmiştir.

1967 öncesinde İsrail ile herhangi bir ekonomik bağı olmayan Batı Şeria ve Gazze, İsrail’in 1967’deki işgalinin ardından, ekonomik gelişme açısından istikrarsız bir süreç içerisine girdi. 1967 İsrail işgalinden sonra Batı Şeria ekonomisi büyük ölçüde zarar gördü. Bu dönemde ilk olarak, Batı Şeria ve Gazze’nin önceki ticari ilişkileri kesilerek, bu bölgeler, İsrail ile asimetrik ekonomik ilişkiler kurmak zorunda bırakıldı. 1967 savaşından sonraki ilk beş yıl içerisinde Filistin ve İsrail arasındaki ekonomik bağlar istikrarlı bir yapıya kavuşmuştu. Bu bağların temelini oluşturan ve birbiriyle yakından ilişkili iki unsur olan işçi hareketleri ve çift taraflı ticaret, Filistin ve İsrail arasında „tamamlanmamış bir ekonomik entegrasyon“ şeklinde tanımlanabilecek bir yapıyı doğurdu. İsrail ile Batı Şeria arasındaki ilişkiler, egemen gücün, çevrenin üretken ekonomik yapısını, bir dizi engellerle (toprak istimlakı ve yerel nüfusun tardedilmesi gibi) önce kendine eklemlediği sonra da yoksullaştırdığı, kasıtlı bir çaba ile şekillendirildi. 1967’den 1970’li yılların ortalarına kadar, Filistin ekonomisinde İsrail ile entegrasyon ve Körfez bölgesinde artan petrol gelirleri dolayısı ile bu bölgeyle olan ekonomik ilişkiler neticesinde hızlı büyüme gerçekleşti. 1980 yılının başından 1987’deki İntifada hareketine kadar olan dönemde, Batı Şeria ve Gazze’nin işgücünün yarısından fazlası (1987’de Batı Şeria’nın %52, Gazze’nin %58’i), İsrail ve Körfez ülkelerinde istihdam edilmekteydi.
1987 yılında İntifadanın başlaması ile birlikte İsrail’in uyguladığı sokağa çıkma yasakları ve ablukalar nedeniyle Filistinlilerin İsrail’deki iş yerlerine gidememeleri, Filistinli işçilerin tarım alanlarını rehabilite etmelerine neden oldu. 1991 yılında gerçekleşen Körfez Savaşı’nda FKÖ Lideri Yaser Arafat’ın Saddam Hüseyin’e destek vermesi nedeniyle Arap ülkelerinden Filistinlilere gelen mali yardımlar azaldı. Körfez ülkelerinde çalışan çok sayıda Filistinli işini kaybetti.

İslam Konferansı Örgütü’ne bağlı İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (Statistical, Economic and Social Research and Training Centre for Islamic Countries / SESRTCIC) tarafından verilen en son resmi rakamlara göre Filistin’de gayri safi milli hasıla 1.215.000.000 Amerikan Dolarıdır. Kişi başına düşen milli gelir ise 402 Dolardır.

2000 yılı rakamlarına göre sektörlerin GSMH içindeki oranları şöyledir: Tarım %6,5, endüstri %18,4 ve hizmet sektörü %75,1. Genellikle küçük aile teşebbüslerinin bulunduğu endüstri, tekstil, sabun, zeytinyağı sektörlerini içermektedir. İsrail hükümeti Filistin ekonomisinin üretken sektörlerindeki yatırımları finanse edebilecek bankaların ve diğer kredi kuruluşlarının gelişimine engel olmaktadır. Bunun yanı sıra İsrailli girişimcilere sözleşmeli üretim yapanlar haricinde sınırlı sayıda yeni fabrikanın kurulması için lisans verilmektedir. Başlıca tarım ürünleri, zeytin ve turunçgillerdir. 1999 rakamlarına göre 372 milyon dolar ihracat oranına sahip olan Gazze ve Batı Şeria’da ihraç edilen başlıca ürünler turunçgiller ve çiçektir. İhracat yaptığı ülkeler, İsrail ve Mısır’dır. Gıda maddeleri, tüketim malları ve inşaat malzemeleri ithal edilmektedir. İthalat yaptığı ülkeler ise yine İsrail ve Mısır’dır. 2000 yılı rakamlarıyla Filistin’in toplam ithalatı ise 3 milyar 252 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

Dünya Bankası ve BMMYK’nın 2001 yılı başı itibariyle verdiği rakamlara göre, Filistin ekonomisi, 2000 yılının Eylül ayında başlayan çatışmalar ve İsrail’in uyguladığı ablukalardan büyük zarar gördü. İsrail’in uyguladığı ablukalar nedeniyle Ekim ve Kasım aylarında ihracat hacmi, 1999 yılının aynı aylarına göre %22 oranında azaldı. İhracat hacmindeki söz konusu düşüş ve İsrail’de çalışan Filistinlilerin kazancının ortadan kalkması, Gazze ve Batı Şeria’daki ihracat yapamayan iş yerlerini olumsuz yönde etkiledi. Ekim 2000’den itibaren İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ne uyguladığı ablukalar nedeniyle 100.000 Filistinli işçi İsrail’deki işlerine gidemedi ve dolayısıyla elde edeceği kazançtan mahrum kaldı. Ablukalar Batı Şeria ve Gazze’de işsizlik oranının %11’den %30’a çıkmasına neden oldu. 2000 yılı sona erdiğinde ise işsizlik oranı %40’lara yükseldi. Son rakamlar ise Filistin’de işsizlik oranının %79 gibi yüksek bir rakama ulaştığını göstermektedir.

Dini Durum


Filistin topraklarında (Batı Şeria ve Gazze) nüfusun %90’dan fazlasını Filistinli Müslüman ve Hıristiyan Araplar oluşturur. Yahudi sayısı ise, sonradan bölgeye gelen yerleşimcilerle birlikte %10’a yükselmiştir. Filistinli Arap nüfus içinde Hıristiyan olanların oranı %5’tir. Farklı dini gruplar arasındaki ilişkiler Yahudilerin Filistin topraklarına göç etmeye başladığı zamandan bu yana son derece gergindir. Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te sayıları gittikçe artan yerleşimciler, yarım yüzyıldan daha uzun zamandır çok zor koşullarda yaşayan Filistinli mülteciler, Kudüs sorunu ve ekonomik kaynakların adaletsiz paylaşımı gibi pek çok sorun ilişkilerin giderek bozulmasına neden olmuştur.

Tüm bu problem alanlarının içinde farklı dini grupların her birinin en çok hassasiyet gösterdiği sorun Kudüs’tür. Üç büyük semavi din için de büyük önem taşıyan Kudüs şehri, MÖ 2000’li yılların başında Hz. Davud’un İbrani kabilelerinin yaşadıkları bölgenin ortasında bulunan bu şehri krallığına başkent yapmasıyla tarih sahnesine çıkmıştır. Yahudi inancına göre, Hz. İbrahim’in oğlu İshak’ı Allah için kurban etmeye giriştiği (Yahudi inancına göre Hz. İbrahim’in meşru oğlu İshak’tır. Hz. İsmail onlara göre Hz. İbrahim’in gayri meşru oğludur. İslam inancına göre ise Allah adına kurban edilmek istenen kişi Hz. İsmail’dir) Moraih Tepesinde Hz. Süleyman’ın ilk mabedi yapmış olması, şehrin önemini artırmıştır. M.Ö. 6. yüzyılda Babil hakimiyeti sırasında Yahudilerin baş kaldırması esnasında Babilliler, bu mabedi yıkmışlar ve ardından da Yahudi toplumunun ileri gelenlerini Babil’e sürmüşlerdir. M.Ö. 538’den itibaren başlayan Pers egemenliği altında yeniden inşa edilen mabet, tüm Yahudileri birleştiren bir kutsal yer olarak varlığını sürdürmüştür. M.Ö. I. yüzyılda Kral Herod döneminde bugün ancak dış duvarının küçük bir kısmı ayakta kalmış olan görkemli mabet, 480 metre uzunluğunda ve 280 metre genişliğinde bir alanda yeniden inşa edilmiştir. M.S. 70 yılında Roma hakimiyeti döneminde Romalı General Titus bu mabedi yerle bir etmiştir ve o günden bu yana Yahudiler bu mabedin ayakta kalan Batı duvarı önünde ağlamaktadırlar. Ağlama duvarı olarak adlandırılan bu duvar, Yahudiler için yıkım gününü simgeleyen çok özel bir semboldür.

Uzun yıllar devam eden Roma ve Bizans dönemlerinin ardından Hz. Ömer devrinde Müslüman Arapların 638 yılında Kudüs’ü almaları ile birlikte bu topraklar İslam devletinin yönetimi altına girmiştir. „Yeruselayim“ olarak bilinen şehrin ismi Müslümanların yönetiminde „Kudüs“ olarak değiştirilmiştir. Yahudilerin büyülü mabed olarak gördüğü, Hz. Süleyman’ın tevhidi temele dayalı binasının olduğu yere (Harem-i Şerif) bu dönemde, Süleyman peygamberin tevhid mücadelesinin bir sembolü olarak Kubbetü’s-Sahra inşa edilmiştir. Bir dönem Haçlıların Hıristiyan hakimiyetinde kalan kent, daha sonra Memlükler ve ardından da Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı hakimiyetine girmiş ve 20. yüzyıl başında (1917’de) İngilizlerce işgal edilen kadar Osmanlı yönetiminde kalmıştır. Osmanlı hakimiyeti döneminde kutsal mekanlar bir dizi restorasyona tabii tutulmuştur. BM Genel Kurulu’nun 29 Kasım 1947 tarihli 181 nolu kararına göre uluslararası özel bir yönetime bırakılmış olan Kudüs kenti, 1967 Arap-İsrail Savaşı sırasında İsrail tarafından işgal edilmiştir.

Eski Kudüs kentini çevreleyen ve bugün de büyük bölümü ayakta olan surların inşa tarihi 16. yüzyıl, Kanuni Sultan Süleyman dönemidir. Sekiz adet sur kapısından geçerek ulaşılan Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi mahalleleri bütün bu anlatılan 4000 yıllık tarihin temsilcileri durumundadırlar. Harem-i Şerif ve onun bahçesindeki Mescid-i Aksa, Müslümanları; Ağlama Duvarı, Yahudileri; Hz. İsa’nın Acılar Yolu da, Hıristiyanları temsil etmesi açısından, üç büyük semavi dinin şehirdeki sembolleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Vahye dayanan üç büyük dince kutsal kabul edilen Kudüs, Müslümanlar için ayrı bir önem arz etmektedir. Hz. Ömer Camii’nin içinde bulunan kaya parçasının değeri, Hz. Muhammed’in, Miraç gecesinde Burak adlı bineğiyle birlikte buraya gelip „Muallak Taşı“ diye anılan bu kutsal kayanın üzerinden Allah katına yükselmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu taşın, Peygamberimiz (s.a.s.)’i bırakmak istemediği için bir süre göğe yükselip daha sonra muallakta kaldığı rivayet edilmiştir.

„Miraç“ hadisesi sırasında taş üstünde Hz. Muhammed'in ayak izi kalmıştır. Miraç hadisesi hakkında Kuran-ı Kerim’de şöyle anlatılmaktadır: „Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir.“ (İsra, 17/1). Burada dikkat edilirse Mescid-i Aksa'dan „çevresini mübarek kıldığımız“ şeklinde söz edilmektedir. Mescid-i Aksa'nın çevresi ise başta Kudüs sonra diğer bütün Filistin topraklarıdır. Filistin diyarının mübarek kılındığına dair ayrıca hadisler de bulunmaktadır. Bunlardan birinde şöyle buyurulmaktadır: „Allah, Aras ile Fırat arasını mübarek (bereketli) kılmış ve özellikle Filistin'i mukaddes kılmıştır.“ (Müslim, İman, 282; Münavi, et-Teysir, I/248)

El-Aksa Camii (Mescid-i Aksa) Hz. Ömer Camii’ne göre daha sade bir yapıdır. Hz. Muhammed zamanında Mescid-i Aksa (Mekke’ye en uzak mescid) olarak adlandırılan mescidin yapımı bazı rivayetlere göre, Hz. Davud zamanında başlamış, oğlu Hz. Süleyman zamanında tamamlanmıştır. Müslümanlara kıble olarak Kudüs’e yönelmeleri emrinin gelmesinin ardından, hicretten sonra 17 ay boyunca Müslümanlar Kudüs’e yönelerek namaz kılmışlardır. Daha sonra yeni bir vahiy ile kıblenin Kudüs’ten Mekke’ye çevrilmesi istenmiştir. Bu durum Kudüs’ün önemini azaltmamıştır.

Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’i kurban etmek üzereyken vahiy aldığı Zeytin Dağı’nın bütün dinler için hassas bir bölge olduğu söylenebilir. Bu mezarlık alanda Hz. Muhammed'in sahabelerinden Selman-ı Farisi Camii ve türbesi bulunmaktadır.

Hz. İsa’nın „Acılar Yolu“ Hıristiyanların Kudüs’teki önemli bir mekanıdır. Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği varsayılan yer olan bugünkü St. Sepulchre Kilisesi’ne kadar yürüdüğü Via Dolorosa (Acılar Yolu) boyunca durakladığı 14 nokta, bugün Hıristiyanlarca ziyaret edilmekte ve böylelikle Katolikler Hz. İsa’nın acısını manen paylaşmak istemektedirler. Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği varsayılan yerde kurulan Sepulchre Kilisesi’nde (Kutsal Naaş Kilisesi) Hz. İsa’nın yatırıldığı musalla taşı ile mezarı bulunmaktadır. Farklı kiliseler burada gün boyunca ayinler yapmaktadır.

Görüldüğü üzere üç semavi din için büyük önem arzeden Kudüs, „Kudüs sorunu“ olarak, Filistin-İsrail sorununun en önemli parçasını oluşturmaktadır. Dünyanın üç önemli dininin tek ortak merkezi olan Kudüs, bu yönüyle sadece bölgesel nitelikli bir sorun değildir. Dolayısıyla müzakere masasındaki taraflar Kudüs söz konusu olduğunda, iki siyasi aktörün temsilcisi olmaktan çıkarak dünya sathına yayılmış üç büyük dinin temsilcileri niteliği kazanmaktadır.

1991 yılında başlatılan Ortadoğu Barış Süreci’nde çözümü zor olan sorunlardan biri olduğu için Kudüs meselesi, yerleşimciler ve mülteciler sorunu ile birlikte en son aşamaya bırakılmıştır. 2000 yılının Ağustos ayı içerisinde Amerika’nın öncülüğünde başlatılan Camp David Barış Görüşmeleri Kudüs sorununa odaklandığı için başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Görüşmelerde İsrail, Kudüs’ün Yahudi devletinin ebedi ve bölünmez başkenti olduğunu savunurken; Filistin tarafı ise Kudüs’ün iki ayrı egemenlik alanına bölünmesini, kutsal yerler başta olmak üzere Doğu Kudüs’ün önceki anlaşmaların da gerektirdiği gibi, ilan edilmesi düşünülen Filistin devletinin başkenti olmasını talep etmiştir

Görüşmelerin kesilmesinin sonrasında ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, ABD’nin İsrail büyükelçiliğini resmi olarak Tel Aviv’den Kudüs’e taşınacağını açıklaması, İsrail’e verilen desteği açık bir biçimde göstermektedir. Bu davranış Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımak anlamına gelmektedir.

28 Eylül 2000 tarihinde dönemin İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın Jerusalem Post’a Yeruşalim ve El-Kuds’ün yan yana iki başkent olabileceği yolunda yaptığı açıklama, bir İsrail başbakanından Kudüs hakkında olumlu anlamda duyulabilecek, belki de ilk ve tek açıklama idi. Ancak bu uzun sürmedi, aynı tarihte söylediği şu sözler, Kudüs konusunda İsrail’in hiçbir tavize yanaşmayacağını gösteriyordu: „Filistinlilerin başkenti El-Kuds bizim vermeyi kabul edeceğimiz topraklardan oluşacak. Mescid-i Aksa’nın bulunduğu alanın Filistinlilere bırakılmasına hiçbir İsrail başbakanı imza atmaz“.

Sabra ve Şatilla Katliamı’nın yıldönümünün yaşandığı 16 Eylül’ün üzerinden çok uzun bir zaman geçmeden, 28 Eylül 2000’de, Sabra ve Şatilla Katliamı’nın sorumlusu, dönemin ana muhalefet partisi lideri Ariel Şaron, Barak hükümetinin izniyle yanına aldığı 1.000 polis ve 3.000 askerle birlikte Mescid-i Aksa’yı ziyaret etmesi, İkinci İntifada’nın başlamasına neden olmuştur.

Kudüs sorunu bölgesel bir sorun değildir, bu sorunun üç büyük dinin temsilcilerini ilgilendiren bir çok yönü vardır. İsrail-Filistin Sorunu da esasında Kudüs sorununda odaklanmaktadır. Kudüs sorunu çözülmedikçe İsrail-Filistin sorunu da çözülemeyecektir.

Eğitim

Filistin’de gerek Filistin otoritesine ait, gerekse UNRWA (BM Yardım ve Çalışma Örgütü) yönetimi altında bulunan okullar çok ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadırlar. Son yıllarda zaten kalabalık olan sınıflar, Filistin’e yapılan yardımların azalması nedeniyle daha da kalabalıklaşmış ve okulların finanse edilmeleri zorlaşmıştır. Okullarda ciddi öğretmen açığı bulunmaktadır. Filistin’de okuma-yazma oranı %89,2’dir. Öğrenim çağına gelmiş çocukların okula kaydolma oranı %96’ları bulmaktadır. Ancak söz konusu rakamların Aksa İntifadası’ndan önceki rakamlar olduğu unutulmamalıdır. Zira, bu tarihten sonra Filistin konusunda ciddi bir istatistik yapılmamıştır. Yine 2000 yılına ait istatistiklere göre Filistin’deki öğretmen sayısı 32.000’dir. Filistin’de üniversiteli öğrenci sayısı ise 75.000’dir.

Filistinli mülteciler geleceğe yatırım açısından eğitime çok önem veren bir toplumdur.
Yarım yüzyıldan daha uzun bir zamandan beri çok zor şartlar altında yaşıyor olmalarına rağmen Filistinliler, Ortadoğu’daki en eğitimli grubu temsil etmektedir. Ancak Filistin Eğitim Enformasyon Dairesi tarafından hazırlanan bir raporda Filistin'deki eğitim kurumlarının ve öğrencilerin İsrail işgal güçlerinin birinci derece hedefi olduğu hatırlatılarak, bunun eğitim üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmekteydi. Rapora göre Aksa İntifadası'nın başladığı 29 Eylül 2000 tarihinden Ocak 2003 tarihine kadar geçen süre içinde 298 kız ve erkek öğrenci İsrail işgal güçlerinin saldırılarına hedef olarak hayatını kaybederken, 2.780 öğrenci de yaralandı. Yedi okul İsrail askeri güçlerinin emirleriyle tamamen kapatılırken, 850 okulda da eğitim geçici olarak durduruldu. İşgal güçleri 197 okula ve üç Eğitim Öğretim Müdürlüğü'ne ani baskınlar düzenlediler. El-Halil'de üç okul askeri kışlaya dönüştürülürken, 25 okul askeri güçler tarafından işgal edilerek tutuklama merkezi haline getirildi. Yine aynı süre içinde 166 öğrenci ile 75 öğretmen tutuklandı.

UNRWA ile birlikte İslam Kalkınma Bankası ve İslam Konferansı Örgütü’nün, mültecilere ilk ve orta eğitimin yanı sıra mesleki ve teknik eğitim imkanlarını arttırma yönünde sağladığı maddi imkanlar, İsrail’in işgal siyaseti sebebiyle gelişme gösterememektedir. Eğitimin sık sık kesintiye uğradığı Filistin’de bazen bir haftalık sınavlar iki aylık bir sürede ancak yapılabilmektedir. Filistin Eğitim Bakanı üniversitede sınavların nasıl yapıldığını şöyle anlatıyor: “Güvenlik önlemleri çerçevesinde bazen bir okulu tamamen başka bir yere taşımak ya da personelini değiştirmek zorunda kalıyoruz. Kızılhaç; sınav kâğıtlarının dağıtılması, toplanması ve öğretim görevlilerine gönderilmesi konusunda yardımcı oluyor. Öğretim görevlileri 20 gün içinde sınav kâğıtlarını değerlendiriyorlar. Cenin ve Tulkarim gibi şehirlerde kâğıtlar hemen ertesi gün postaya verilerek öğrencilere ulaştırılıyor.”

Filistin’de Eğitim Bakanlığı bünyesinde 1992 yılında yapılan bir çalışma ile eğitim müfredatı yenilenmiş ve günün koşullarına uygun bir müfredatın getirilmesi hedeflenmişti. 2005 yılına kadar tamamlanacak eğitimin birleştirilmesi çalışmaları ile, mesleki ve teknik eğitimin yanı sıra, yabancı dil ağırlıklı müfredatın uygulanmasına geçilecek.

Çatışmaların yoğunlaştığı dönemlerde Filistinli öğrencilerin eğitimi sık sık kesintiye uğramaktadır. I. İntifada sırasında Gazze ve Batı Şeria’da çatışmalar ve İsrail’in uyguladığı sokağa çıkma yasakları nedeniyle bir yıl içinde 45 gün öğrenciler eğitime devam edememiştir. Lübnan’da yaşanan iç savaş ve İsrail’in Lübnan’ı işgal etmesi ve birçok okula zarar vermesi nedeniyle de aylarca hatta bir yıldan daha uzun bir zaman eğitime ara verilmek zorunda kalınmıştır. II. İntifada sırasında da İsrail’in dolaşıma getirdiği kısıtlamalar nedeniyle eğitim durma noktasına gelmiştir. Sokağa çıkma yasaklarına rağmen hayatlarını riske atan 45.000 öğretmenin yanı sıra, her an ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olan bir milyona yakın öğrenci risk altında Batı Şeria ve Gazze’de okuldan okula taşınmaktadır.

2004 yılına gelindiğinde Filistin Özerk Yönetimi’nden verilen bilgilere göre, İsrail’in saldırıları nedeniyle son üç yılda Filistin eğitim sisteminin uğradığı maddi hasar 10 milyon doları aşmıştır. ı süre içindeki beşeri kayıp rakamlarına göre, üç yılda 24’ü öğretmen ve 421’i öğrenci olmak üzere, 445 orta öğretim, 194 tane de üniversite öğrencisi hayatını kaybetmiştir. İsrail tarafından tutuklanan Filistinli öğretmen sayısı 133’ü bulurken, 360’ı orta öğretim, 710’u da üniversite öğrencisi olmak üzere toplam 1.070 öğrenci de tutuklanma sebebiyle eğitimine devam edememiştir. Aksa İntifadası’nın başlamasından 2004 yılı başına kadar İsrail tarafından kapatılan Filistinlilere ait okul sayısı ise 1.289’dur. Aynı süre içinde 489 okul yerle bir edilmiş, 282 okul ise kullanılamayacak şekilde tahrip edilmiştir.